31 Ağustos 2004

Tren Yolculuğu

Tren Yolculuğu, Karanlık gecelerin aydınlandığı sabah saatlerine varıncaya kadar geçen saatler o kadar ağır gelir ki bazen insana, sabah güneşi görmeye dayanacak kuvveti bulamaz insan kendinde. Umutla beklediği anı boşa geçirmenin derin acısını içinde bir yerlerde, beyninin bir bölümü, etrafa fark ettirmeden hisseder ve unutmaya çalışır uzunca bir zaman. Beyin o kadar hoş bir şekilde karşılar ki gündüzü, sanki güneşi tekrar batmaya ikna etmek istercesine kendini çok yorgun hissettiğini anlatmaya çalışır ama bakar ki değişen bir şey yok hiç, vakit geçtikçe yükselen güneş pek oralı olmuyor, devam eder beyin kendi halinde yaşamına. Belki beraberinde bir şeyler getirecek ya da bir şeyler götürecek bu yaşamının o günkü bölümünde bir şevkle ya da bir umusuzlukla tutunur yaşam treninin bir tarafından, sıkı tutunmalıdır aslında raylar ölümcül olabilir yaşam için, ne kadar acı da olsa yaşamı kimse karşılaştırmak istemez, her bırakan vagonun bir ucunu pişman olur ama yakalayamaz bir daha uzaklaşan yaşam trenini... Yaşam treni diye adlandırdığımız bu sevimli ama çok daha kötüsü acımasız imge gözümüze o kadar yakın gelir ki insan bu inme binme olaylarını fark etmez aslında alışkanlık olmuştur çoğu için, bir de yaşama o kadar bağlı, her anını değerlendiren tipler vardır ya onlar zaten trenden hiç inmezler. İşte bu tren yolcularıyla ortalama bir yaşam hızında ilerler, durur, ilerler yine durur. Gayet düzenli bir alışkanlıktır onun ki, bazen yavaşça hissettirmeden durup kalkar, bazen ise acil durum kolu çekilmiş gibi sert ve ani duruşlar yapar. O anlarda sıkı tutunmayan bazı yolcular da mecburi iniş yaparlar belki de yolcularının en tatlı anlarından birinde...Tanrı bilir belki o anlarda yanındaki hoş bayana pembe panjurlu küçük bir ev satın almak istediğinden falan bahseder bir adam, Öyle bir kaptırmıştır ki kendini hayaline gerçek yaşamın belki kötü yanlarını unutuvermiştir bir an biri hatırlatıncaya kadar... Olay o kadar basit aslında bir acil kolu bulursun ve çekersin inmek istediğinde,... Canım her zaman kötü şeyler olmaz ya bu trende bazen de pembe panjurlu bir ev almak isteyen kişi karşısındaki bayanın bir tanıdığında öyle fazladan bir tane olduğunu öğrenir hatta bayan hemen oradan iki şahitte gösterir evi bilen... sonra bir de bilene danışırlar bu ev meselesini, damı akar mı? camlar çift kat, yalıtım nasıl, depreme dayanıklı mı?, nasıl yani?.... Sonra giderler Allah’ın izniyle belediye başkanının yanına, o kanunun kendisine verdiği yetkiyle ev ile ilgili işlemleri halleder, sonra da gelsin eşyalar, gitsin komşular.... Bazı şeyler vardır her zaman karşılaştığımız, yani bunlar vagonumuzun ya da pembe panjurlu evimizin içinde gizli olan şeyler değil tabi. Bunlar daha çok şey gibi nasıl söylesem, bir tabloya baktığında, manzara resmedilmiş bir tablo olsun bu, yüzlerce tablo olmasına rağmen seni etkileyen bir ayrıntı vardır her zaman onların içinde, tabi bu ince incelikler hep göz önündedir ya aslında... Sen bunu bir kelimeden bir hareketten ya da bir fırça darbesinin dönüşünde tuvale dokunuşundaki duyguyu hissedersin bazen, bunu hissetmekte zordur aslında ama zorluk bunu becermekte değil, seninle aynı frekansı yakalamış ressamın tablosunu bulmakla ilgili aslında. O ressamın bulduğun anda zaten fırça darbeleri dile gelir hareketlerde çözümlersin en karmaşık sorunları, gözlerde okursun belki en kalın romanları, ya da bitmesini istemediğin bir maratona başlarsın, o kırk küsur kilometreyi santim-santim ilerlemeye başlarsın (saatte 5 santim ilerlesen 80.000 saat 33.333 gün sürer bu yolculuk. 91 yılını alır, aslında o kadar yaşarsan...) Bir karıncayla yaşarsan ya da yaşadıkların karınca hızıyla ilerliyorsa durum tabi gerçekten vahim demektir... Bazı zamanlarda, düşündüklerim aslında ne kadar gerçek diye takıldığım oluyor, ama bu aralar gerçek şeylere kafa yoruyorum sanırım... hayat o kadar uzun ve o kadar kısa ki bazı şeyler için...(klasik bir söz belki ama trene binince ilk fark ettiğin uyarı yazısı bu)....

0 yorum:

Yorum Gönder

Sonraki Kayıt Ana Sayfa

"Karalama Defteri" içeriğinden, 'kaynak göstermek' koşuluyla 'alıntı' yapılabilir; diğer kullanımlarda, 5651 ve 5846 sayılı kanunlara aykırı davranmış ve yaptırımlarından sorumlu tutulacağınızı kabul etmiş olacaksınız.