Kenarda hazır bir yazı bulundurmak lazım.
Her gün bilgisayarımın karşısına geçer, pek sıklıkla da kara kaplı defterimin sayfalarını açarım. Dışarıdan bakıldığında sürekli bir şeyler yazar gibi görünmeme rağmen pek nadir bir yazının sonuna ulaşır veya yazdıklarımı pek az beğenirim. Benim için keyifli bir uğraş olan bu yazma-okuma, dergi, kitap karıştırma, bazen bir görev, bazen de bir sorumluluk olarak omuzlarıma yük oluverir. Hobiden öte gitmeyen benim bu uğraşlarım bazıları için bir meslek, bir iş koludur aynı zamanda.
Her gün klavyenin başında bir şeyler yazmaya çalışmak pek keyifli bir şey olmasa gerek. “Düzenli yazmak” diye tanımladığım şey bana göre işin “yazdıktan sonraki” kısmında kulağa daha hoş geliyor. Yazamadığınız zamanlarda dönüp baktığınızda “yazmak” başlı başına bir işkence oluveriyor.
“Düzenli yazıyorum” veya “düzenli okuyorum”, şeklinde söylendiğinde rahatlatıcı belki kendi içinde gururlandırıcı ifadeler ama “düzenli yazmam gerekiyor” şekline dönüşen sözler pek fena.
Sonuç ve bahsi geçen kelimeler bazı yerlerde farklılık yaratabilir. “Yazdıklarından para kazanmak” bir kefede dururken “aldığın para için yazmak” diğer kefede durduğunda bir şey ifade etmiyorsa kaleminiz pek kirlenmemiş demektir. Farklı anlamlar sizi rahatsız ediyorsa bir günah çıkarma odası temin etmeniz tavsiye olunur.
Bir doktora “daha fazla kişiyi ameliyat et”, bir öğretmene “daha fazla öğrenciye ders anlat” denmesi ne kadar saçma ise birine de “şu konu hakkında daha güzel bir şeyler yaz demek” abes olur herhalde. – Aslında biraz düşündüm de bahsettiklerimin hepsine aynı şeyler söyleniyor sanırım.-
Bugün daha fazla saçmalık arayışında değilim ama gözüme takılıyorlar işte. Sözgelimi, çevremizdeki insanlarla aramızdaki en büyük benzerliğimiz galiba noktalarla virgülleri karıştırmamız hayatımız boyunca. Bazı şeylere gerçekten nokta koyup yeni bir cümleye başlayamıyoruz. Bir kulüp başkanı başarısızlık sonucu istifa eder onu ikinci defa geri getirmek için seferber oluruz bu bir gelenektir. Cumhuriyetin ilk partisi barajı geçemez, ama parti başkanı döner dolaşır yine partisinin başına geçer.
Bu hafta devlet memurlarının aldıkları disiplin cezaları affedildi. Daha önce çıkan aflarla binlerce suçlu cezasını çekmeden sokaklara geri döndü. Yakalanana kadar suçlusunuzdur, ceza aldığınızda “kader mahkumu oluverirsiniz”. Düşünce suçtur belki ama düşüncesizlik yüzünden ölüme sebep vermek çabuk affedilir.
Okullarda her şeyin bir “yolu” olduğu ilk gün öğretilir. -İlköğretim ve liselerde neredeyse herkese takdirname verecekler-. Bir dersi geçince, kalınan bir ders borçlu geçilip, bir sonraki sene borçlu olunan ders yerine başka bir ders alarak hepsinin birden ortalamasını yükseltilebiliyor gibi bir durum oluşmuştu sanırım. Karışık işler vesselam.
Kafamdakileri ortaya karışık sundum biraz istemeden, siz tutmak istediğiniz ucundan anlarsınız artık. Anlayanlarda anlamayanlara... biliyorsunuz zaten.


e bizde bakıyoruz düzenli acaba yazdı mı ki diye..ama çok nadir yazıyosun be zoti...ben senin blogunun şizofrenik yapısından çok hoşlanıyorum..bi gün öyle bi gün böyle...bazen o kadar derin bazen de gayet tüzeysel..sen yaz yaz..okunuyo nası olsa...
ibeking dedi ki...
10 Haziran, 2006 23:45
yani durum böyle işte, yazacak bir şey oldukça mı yazmak? yoksa yazmak, yazmak ve yine yazmak mı? işe dişe yaramadıktan sonra ne işe yarar ki?
düzenli yazmak istiyorum ama yazamıyorum malum... ama buraya yansımayan kafamda yaptığım iç hesaplaşmaların genelinde bu konu var.
Son kararım; yazacak bir şey yoksa yazma.
Zafer (Zoti) dedi ki...
11 Haziran, 2006 20:25