07 Aralık 2007

Mim Dalgası

Lyn'den bana gelen yeni bir dalgasına (ki gayet başarılı gidiyor) cevap verme vakti geldi sanırım. Lyn'in cevaplarını şuradan okuyabilirsiniz.

Shemsa'yı bilemem ama ben kendi adıma cevaplar vermeye çalışayım.

Sorular şöyle;

1-) Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
2-) Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
3-) Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
4-) Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
5-) Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?

Cevaplar da böyle;

1-) Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?

"Tepkime" isimli bir dergi çıkartmak ve sürdürmeye çalışmak üniversitede topluluk olarak uğraştığımız bir işti. Sonradan dergiyi basacak parayı bulamayınca, internetten yayınlamaya başladık. Okulu bitirince dergiyi emanet edip kendimce kara kaplı defterlere aldığım notları internette yayınlamaya başladım. Sonra bir gün bu işin "blog" dediklere şeye benzediğinden hareketle yazdıklarımı blogger'a taşıdım. Tarzı şekil, şekli de yazdıklarım oluşturdu denebilir.


2-) Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?

Olduğumdan farklı biri olmak gibi veya öyle alalade bir karakter yaratmak gibi bir amacım yok. Ama şunu da söylemem lazım ki, insanların burayı okuduklarını düşündüğümde, siteye gelenlerin, bugün evde ütü yapıp alışverişe çıkıp çıkmadığımı öğrenmek için gelmediklerinin farkındayım.

Herkesin yazdığını veya söylediğini burada söylememin bir faydası olmadığından, "bunu yazmak gerekli mi?" süzgecim var denebilir. Bunlar dışında oluruna bıraktığımda bir çizgi ortaya çıkıyor mu emin değilim?

Üçüncüsü, türkçeyi düzgün kullanmaya çalışıyorum. Çizgiler bundan ibaret.


3-) Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

Hayır etmiyorum, hatta yeni ve farklı bir şeyler yapmam için sebep ve bazen de fırsat oluşturuyor.

4-) Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?

Yazmam için insanlar kapımda beklemiyor sonuçta. Yazmasam birileri de arkamdan ağlamaz herhalde. İlk yazmaya başladığımda, türkçe blogların hepsini tanıyor ve takip edebiliyordum. Şimdi sayıları kaça ulaştı bilemiyorum ama hiç kimsenin eksikliği hissedilmeyeceği bir çeşitlilik ve kalabalık var ortamda. Benim içinde iyi veya kötü yönde hayatımı yürütmeme engel olan veya kolaylaştıran bir olgu değil.

5-) Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?

Blog yazmayı mümkün olduğunca devam etmek istiyorum. Bunun sebebi belki devam etmek fazla bir şeye ihtiyacımın olmaması olabilir. Bir şeyler yazdığım sürece, bunu da internet ortamına aktarmayı başardığım sürece devam edecek gibiyim. Ama illa blog yazacağım diye bir derdim de yok aslında. Yarın yazdıklarımız başka bir isimle adlandırılırsa bilemem.

'Blogun, Hayatımızdaki Yeri', mim pasını kime atacağıma karar verene kadar bir çok kişiye gittiğini gördüm. İbeking şurada yazmış zaten, pasımızı Ali Sağlam'a, 'Günleri Tortusu' Atilla Aktuna'ya atalım bakalım.

4 yorum:

(: teşekkür ederim.

Yazmasam birileri de arkamdan ağlamaz herhalde ...hiç kimsenin eksikliği hissedilmeyeceği bir çeşitlilik ve kalabalık var ortamda. kısmına katılmıyorım sadece. yazmayınca birileri arkadan ağlamaz belki ama blog takipçileri merak ederler yine de, meselâ Tortu bey ne zamandır yeni yazı eklemiyor, merak ediyorum ya da altiustutasarim blogunun da eksikliğini hissedeceğim.

merak etmeye gelmişken konu, mselâ ben, karalama defteri niçin askere gitmeden önceki dönemdeki gibi, güzel yazılardan oluşan içerikle daha sık güncellenmiyor; yoksa zaman, facebook dünyasının derinlerinde geçirilerek mi değerlendiriliyor, diye de merak etmiyor değilim :)

sevgiler...

10 Aralık, 2007 15:06  

@Lyn; :) rica ederim.
ayrıca bir de teşekkür.

askerlik öncesi ve sonrası ayrımı kafamı karıştırdı biraz. Daha önce düşünmemiştim aslında arada fark oldu mu diye. Yorumunla beraber aklıma bir kurt düştü. Eski yazılarla, yenileri karşılaştırmam gerek.

Güncelleme hızımı(zı) artırmak en büyük isteğim ama hala hızımız "fırsat buldukça"dan daha hızlı değil maalesef.

Facebook'u daha çok adres defteri niyetine kullandığımdan ve kendileriyle yıldızımız pek barışmadığından engel olmuyor diyebilirim.

En büyük engel, pek tabi ki, iş ve trafik bana göre.

Sevgiler bizden.

10 Aralık, 2007 17:53  

merhaba, beni takip edilenlere eklemissiniz, durun ben de sizi ekliyorum. saygilarimla

15 Aralık, 2007 22:11  

Uzun süredir takip ettiğim ve severek okuduğum bir blog.

Aynı alan adını kullandığımız için rakip sayılabiliriz ama direk olarak ve keskin çizgiler ile konularımız ayrıldığı için bu rekabet kızışmıyor. :)

Blog girdisi yazmak büyük vakit alan bir iş. En azından kaliteli bir içerik hedefiniz ve bir ana fikriniz var ise bu ana fikre uygun yazılar hazırlayarak kaliteli içerik oluşturmak daha da zor.

Evet en büyük engel zaman sorunu. Artık hayat eskisinden de daha zor.

22 Aralık, 2007 05:12  

Yorum Gönder

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa

"Karalama Defteri" içeriğinden, 'kaynak göstermek' koşuluyla 'alıntı' yapılabilir; diğer kullanımlarda, 5651 ve 5846 sayılı kanunlara aykırı davranmış ve yaptırımlarından sorumlu tutulacağınızı kabul etmiş olacaksınız.