Yol maceraları…

68/365: The Sparkle

Her gün iş için Anadolu-Avrupa Yakası arasında mekik dokuyan insanlardan biriyim.

Yollarda geçen süreyi hesaplamaya kalktığımda ay sonunda korkunç rakamlarla karşılaşıyorum.En iyi ihtimalle günlük gidiş-geliş süresi 2 saate yakın bir vakit alıyor. Böyle olunca da ayda 40 saat civarında arabanın içinde direksiyon başında geçirdiğim ayrı bir hayatım var.

Sabahları yolda kahvaltıvari bir şeyler yemeğe alıştım.

Akşamları Power FM’de Bay J ile bir veya iki saat geçiyorum. Akşam haberlerini dinliyor. Mehmet Barlas – Emre Kongar’ın tartışmalarını dinliyor. Artık sıkıntıdan bağıra çağıra şarkı söylemeye başlamışken eve varıyorum.

Her ay 2 güne yakın bir süreyi yola harcayınca ister istemez insanın psikolojisi de değişiyor(dur) diye düşünüyorum.

Bana ne gibi bir etki yaratıyor bilemiyorum, anlamam da zor. Ama şunu biliyorum ki, eve vardıktan sonraki ilk yarım saat gerçekten daha asabi ve yorgun bir insan oluyorum.

Araç başında büyük çoğunlukla sakin ve dikkatli bir sürücü olduğumu, direksiyon başında ultra anlayışlı ve acele etmeyen bir tarz belirlediğimi, zaman zaman avazım çıktığı kadar bağırsam da karşımdakilerin bön bön bakışlarından beni duyup duymadıklarını kontrol ettiğimi, köprüde sağ taraftaki OGS gişelerini kullandığımı, köprüdeki ek şeride girmek için insanların üzerine üzerine gitmediğimi, emniyet şeridine girmediğimi ve girenlere küfür ederek meditasyon yaptığımı belirtmekte fayda var. Aksi durumdaki psikolojik yıpranma daha da fazla oluyor.

Her neyse, kendine vakit ayırma konusunda sınıfta kalmış bir insan olarak, var olan zamanımın bir kısmı yollarda geçiyor. Ömür geçiyor, yollar bitmiyor.

Pazartesi Obama İstanbul'a geliyor. Biz aynı saatte doktora ulaşmaya çalışıyor olacağız. Peşinden toplantıya yetişmeye çalışacağım (yeniden). Yiyecek bir kaç şey ve yolda dinlemek için yeni bir playlist hazırlamalıyım. Yeni hafta sürprizlere açık…

4 Comments:

  1. compir said...
    burda da insanlarin cogu omurlerini yolda geciriyor. ancak bir farkla, insanlar hayatlarinin buyuk bir bolumunu alan yol yolculuklarinda stres yasamamak adina her turlu onlemi almislar. madem yollardayiz bari tadini cikartalim modundalar ki bence de en mantiklisi bu. ha bir de yolda gecen zamani en iyi degerlendirmenin yollarini bulmak lazim, ornegin aracta giderken elektronik kitap okumak, yabanci dil ogrenmek ne bileyim, insanin her gun 2 saati yolda geciyor ve degerlendirmiyorsa bana yazik olmus gibi geliyor.
    Zafer Karkac said...
    @compir, haklısın yolda geçen vakitler için türlü şeyler yapılabilir aslında. Direksiyon başında olanlar için bir şeyler okumak çok sağlıklı olmuyor. Otobüs-servis yolculuklarında kitaplara vermiştim kendimi. Kullanırken de sesli kitaplar, dil dersleri gibi türlü şeyler denemiş olarak bunlarda zorlandığımı da söylemeliyim. Dikkatimi yola vermişken yeni bir dil öğrenemediğimi, sesli kitaplarında masal modunda uykumu getirdiğini farkettim.
    rmazan said...
    zamanı bu kadar yolda geçirdikten sonra blog da yazmak takdire değer.eğer her insan hayatı böyle paylaşsa kavgalar biterdi.
    sizi kutluyorum.
    http://rmazan.blogspot.com/
    Zafer Karkac said...
    @rmazan; teşekkür ederim, vakit ayırmak için ciddi çaba gösterdiğimi söylesem, abartmış olmam sanırım. kendimce bir rehabilistasyon da diyebiliriz.

Post a Comment



Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa

Related Posts with Thumbnails

Son Yazılar

"Karalama Defteri" içeriğinden, 'kaynak göstermek' koşuluyla 'alıntı' yapılabilir; diğer kullanımlarda, 5651 ve 5846 sayılı kanunlara aykırı davranmış ve yaptırımlarından sorumlu tutulacağınızı kabul etmiş olacaksınız.