Her gün iş için Anadolu-Avrupa Yakası arasında mekik dokuyan insanlardan biriyim.
Yollarda geçen süreyi hesaplamaya kalktığımda ay sonunda korkunç rakamlarla karşılaşıyorum.En iyi ihtimalle günlük gidiş-geliş süresi 2 saate yakın bir vakit alıyor. Böyle olunca da ayda 40 saat civarında arabanın içinde direksiyon başında geçirdiğim ayrı bir hayatım var.
Sabahları yolda kahvaltıvari bir şeyler yemeğe alıştım.
Akşamları Power FM’de Bay J ile bir veya iki saat geçiyorum. Akşam haberlerini dinliyor. Mehmet Barlas – Emre Kongar’ın tartışmalarını dinliyor. Artık sıkıntıdan bağıra çağıra şarkı söylemeye başlamışken eve varıyorum.
Her ay 2 güne yakın bir süreyi yola harcayınca ister istemez insanın psikolojisi de değişiyor(dur) diye düşünüyorum.
Bana ne gibi bir etki yaratıyor bilemiyorum, anlamam da zor. Ama şunu biliyorum ki, eve vardıktan sonraki ilk yarım saat gerçekten daha asabi ve yorgun bir insan oluyorum.
Araç başında büyük çoğunlukla sakin ve dikkatli bir sürücü olduğumu, direksiyon başında ultra anlayışlı ve acele etmeyen bir tarz belirlediğimi, zaman zaman avazım çıktığı kadar bağırsam da karşımdakilerin bön bön bakışlarından beni duyup duymadıklarını kontrol ettiğimi, köprüde sağ taraftaki OGS gişelerini kullandığımı, köprüdeki ek şeride girmek için insanların üzerine üzerine gitmediğimi, emniyet şeridine girmediğimi ve girenlere küfür ederek meditasyon yaptığımı belirtmekte fayda var. Aksi durumdaki psikolojik yıpranma daha da fazla oluyor.
Her neyse, kendine vakit ayırma konusunda sınıfta kalmış bir insan olarak, var olan zamanımın bir kısmı yollarda geçiyor. Ömür geçiyor, yollar bitmiyor.
Pazartesi Obama İstanbul'a geliyor. Biz aynı saatte doktora ulaşmaya çalışıyor olacağız. Peşinden toplantıya yetişmeye çalışacağım (yeniden). Yiyecek bir kaç şey ve yolda dinlemek için yeni bir playlist hazırlamalıyım. Yeni hafta sürprizlere açık…
4 Comments:
Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa



sizi kutluyorum.
http://rmazan.blogspot.com/