ÖZCAN DENİZ&EMRE AYDIN DÜETİ
03 Ocak 2008
Dün akşam Zoti arka odada bilgisayarda büyük bir ciddiyetle yazarak çalıştığı Manager'ını oynarken ben de TRT1'deki Özcan Deniz'in İki Renk programına takıldım.
Programın konuğu Emre Aydın'dı. Seyrederken fark ettim ki takım elbise, racon kesme ve ağır abi olma babında ne kadar Emre Aydın'ın üzerinde eğreti duruyorsa Emre Aydın'ın söylediği tarz da Özcan Deniz'in üzerinde öyle eğreti duruyordu.
Emre, lisede üzerine zorla giydirildiği için isyan eden ve bunun acısını da üstünden başından çıkaran lise öğrencileri gibi gömleğinin etekleri dışarıda, yakası açık ve bir yana kaymış, ceketinin kolları sıyrılmış şekilde şarkılarını tam gaz söylerken, Özcan Deniz de açık gri takım elbise içerisine giydiği siyah tişörtü ile şarkıya hem vokal yapıyor hem de sanki arabesk şarkılarına ritm tutar gibi şarkıya yakışmayan hareketlerle bir yandan ritm tutuyor, bir yandan da mikrofonu falan titretiyordu. Olmadı mı olmuyor işte. Ne rockçıya efendi kılıklı bir şekilde, üzerinde jilet gibi duran takım elbise ile program yaptırabilirsin ne de arabesk sanatçısına layıkıyla rock söyletebilirsin.
Ama yine de güzel programdı yakaladığım yerden sonuna kadar izledim.
Emre Aydın türkçenin anlam yüklemelerini iyi kullanan ve bunları kaliteli melodilerle destekleyebilen bir albüm yapmış. Kelime oyununu ya da herkese tanıdık gelen hafıza kırıntılarını kullanmayı çok seviyor ("zil çalınca üzülürdük ya", "sil gözünün yalnızlıklarını", "karla karışık yağar hüzün" gibi.). Albümünü ilk dinlediğim andan itibaren hiç yabancılamadım ve kısa bir süre içerisinde de çok sevdiklerim arasına girdi ki bu her albümün harcı değildir.
Bunun yanında albümündeki en sevdiğim şarkının ismini bilmiyorum malesef çünkü hiç bir yerde yazmıyor. 10. şarkıdan sonra albüm bitti zannediyorsun, uzuuun bir sessizlik, tam 4 dk ve hatırlayamadığım küsuratı sonrasında şarkı, usul usul akustik gitarla başlıyor ve öylece geldiği gibi de bitiyor. Baştan dinleyeyim desen önce 10. şarkıyı dinlemek ve yine 4 dk...falan beklemek zorundasın. Yani CD'de öyle en azından.
Neden şarkıyı öyle bir yere koymuş, koymuşsa adını niye yazmamış, bakalım kim fark edecek oyunu mu oynamak istemiş bilmiyorum ama benim en beğendiğim şarkısı odur.
Amy Winehouse, Back To Black
18 Ağustos 2007
Şarap gibi kadınlar vardır ve onlar yıllar geçtikçe güzelleşir derler. Amy Winehouse'un daha çok kadehe düşmüşcesine sahneye sürekli promil seviyelerini çoktan aşmış olarak çıkan, kafası estikçe konserlerini iptal eden ve sık sık marketlerde içki satın alıken fotoğraflanan biraz çılgın, alkole fazla bağımlı gibi gözüken ama çevresine zararsız bir sanatçı.
İlk dinlediğinizde kulağınıza gelen sesin Amerikalı siyahi bir caz sanatçısına ait olduğunu düşünebilirsiniz. Ama o aslında 1983 yılında Southgate, Londra'da doğmuş bir soul, caz ve R&B şarkıcısı, tam adı Amy Jade Winehouse.
Dinledikçe size şu benim eski Lauryn Hill albümlerim nerdeydi dedirten, yine İngiliz Joss Stone gibi ingilizler de bu işi çözmüş duygusu uyandıran bir ses.
2003 yılında çıkış albümü Frank ile Mercury Ödülünü kazanmıştı. İlki 2004 yılında Stronger than me single'ı ile ve ikincisi 2007 yılında 2006 yılında yayınlanan Back to Black albümünün başında sizi karşılayan Rehab'in single'ı ile evine İki kez Ivor Nodello Ödülünü götürdü. 12 Temmuz'da da yine Mercury Ödülüne aday gösterilen 12 albümden biriydi ve yine ikinci albümü Back To Black ile bu ödülü aldı. Bu yıl başında En İyi Kadın Şarkıcı Ödülü BRIT'i aldıktan sonra albümü En İyi Britanya Albümü Ödülüne aday gösterildi. Bunların üstüne bir de MTV Müzik Ödüllerinde 3 dalda birden adaydı.
Müziği sizi sık sık şaşırtan zaman zaman 60'lara götüren, bazen caz bazen soul veya R&B dediğiniz albüm, sizi içine çekip bırakmayan tarzda. Tek bir şarkı sizi çok fazla alıp götürmese de albüm bütünüyle tatmin edici.
Back To Black albümü sizi Rehab ile karşılıyor, peşinden kendinden emin bir şekilde You Know I'm No Good söylemeye başlıyor. Benim favori şarkım ise albüme adını veren şarkısı 5. sıradaki Back To Black. Bu albümünde ilk albümü Frank'deki Caz çizgisinden daha çok R&B-Soul tarzına yaklaşıyor.
Albümlerinden bazı şarkılarını dinlemek ve kişisel sayfasına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.
ümitsiz günlerde dinlemek için...
14 Eylül 2006
Çoğu insanın olduğu gibi benim de çeşitli halet-i ruhiyelerim için ayırdığım ve dinlediğim şarkılarım vardır.
Bu sabah tanıdık çevreye bu şarkıların içinden "ümitsiz günlerde dinlemek için" notu eşliğinde PENTAGRAM'ın SONSUZLUK şarkısını mp3 olarak göndermiştim.
ustertuna'dan cevap olarak "(daha) ümitsiz günlerde dinlemek için" notu eşliğinde
ETERNAL SUNSHINE FOR THE SPOTLESS MIND'dan EVERYBODY'S GOTTA LEARN SOMETIMES şarkısı geldi.
Sizinki hangisi?
Dinlediklerim... TELVİN
19 Şubat 2006
1995 yılında İstanbul'da çalışmalarına başlayan TELVİN (Resmi sitesi)- Erkan OĞUR, İlkin DENİZ ve Turgut Alp BEKOĞLU'nun stüdyo ve konser kayıtlarından oluşan 2 CD'lik albümleri elimde birkaç gündür.
Telvin, bugüne kadar yurtiçi ve yurtdışında pek çok konser vermiş. "Halden hale geçmek" ve "renk değiştirmek" anlamına gelen Telvin sözcüğü, grubun yaptığı müziği de özetliyor: Bu müzik, sınırsız doğaçlamaların zenginleştirdiği düzeyli sahne performansıyla ayrı bir sihre sahip.Albümü satın almak için ,
Grup hakkında yazılanlar... 1...2...3...4...

