Ece bebek el bebek gül bebek

10 Mayıs 2008


Bu günün en önemli olayı bizim için sevgili üstertuna ve Burcu'nun kızları Ece'nin dünyaya gözlerini açmasıydı. Ece'ye yol açın...

Yazan Zafer Karkaç 4 yorum Bu yazıya verilen bağlantılar  

1 Mayıs Taksim'e Yasak

01 Mayıs 2008

Fotoğrafı flickr'da rita vita finzi kişisine ait.

Türkiye 1 Mayıs'a hızlı girdi. Sabah işine okuluna bir çok kişi daha ulaşamadan Şişli'de ortalık biraz karışmış.

Taksim'de gösteri yasağının sebebi olarak zamanında şehrin merkezi olması ve sekteye uğramaması gerektiği gösterilirken, Taksim'de neredeyse sokağa çıkma yasağı uygulanacak. Metro'nun Mecidiyeköy Taksim arası kapatılırken Deniz ulaşımında bir çok sefer iptal edilmiş bugün.

Fatih Sultan Mehmet köprüsünde Anadolu Avrupa geçişi istikametinde açılan ek şerit bile açılmamıştı bu sabah. Trafikte yoğunluk erken başladı doğal olarak. Dubaları dizen arkadaşlar da eyleme katılmaya gitmiş olabilirler.

Yazan Zafer Karkaç 1 yorum Bu yazıya verilen bağlantılar  

Blog Ödüllerinde Adayız

26 Nisan 2008

Daha önce bahsettiğimiz 2008 Blog Ödülleri yarışmasında "Kişisel" kategorisinde adayız.

Hani illa "oy vereceğim nedir bunun yolu" diye bir soru kafanıza takıldı ise buradan buyurunuz.

Karalama Defteri'ne oy vermek için tıklayınız.

Günlük olsun bizim olsun...

20 Nisan 2008

Haftasonları özellikle Pazar günleri daha fazla blog girdisi olduğuna dair bir yazı okumuştum bir yerlerde. Bunu kendim gözlemlemedim ama doğru olması olası gibi geliyor bana çünkü ben de genelde haftasonları yazabiliyorum.

Ancak son zamanlarda yine program dışı kaldığım durumlar fazlaca olduğundan istediğim konularda bir şeyler yazamıyorum.

Neler olduğundan bahsedersek kısaca bir blog girdisi çıkartabiliriz sanırım.

Geçen gece bir çatırtıyla oturduğum koltuktan fırladım. Holün yerdeki seramikler bir anda kalk gidelim demiş olacaklar ki, gürültüyle kabarıverdiler. Dolayısıyla cumartesi günü itibariyle holümüzde yeni seramiklerimiz yatıyor. Ev toz içinde ancak bahse değer görmüyorum.

Pazar günümüzü de toz almaya ve cadde turuna ayırdıktan sonra anlamsız alışverişlerimizi de yapıp mutlu yuvamıza döndük.

Küçük odayı yeniden dekore etmeye çalışıyoruz. Televizyon odası veya çalışma odası denebilecek bir hale getireceğiz umarım. En ekonomik yöntemlerle bile bir masraf kaynağı olacağı kesin.

Blog Ödülleri 2008 yarışmasına Kişisel kategorisinden kaydımızı yaptım. Oylama usülü yapılacak yarışmadan derece konusunda pek fazla ümidimiz olmasa da güzel bir çalışma olmasından ve ekibe destek olma isteğimizden katılmak istedik. Moelschino olarak da katılıyoruz. Madalyalarımızla fotoğraf çektirip duvara asarız artık.

Twitter olayına da ufaktan başladım artık. Sağ alt tarafta eklediklerimi de görebilirsiniz.

Yazan Zafer Karkaç 2 yorum Bu yazıya verilen bağlantılar  

Günlük Tadında...

25 Mart 2008

Günlük tadında olsun bu sefer...

Shemsa Avrupa'yı kısa yollu bi keşfedip geldi. Yazacağım diyor yazmıyor hala...

Bu arada biz fabrikanın tadilat boya işlerine boğulduk. Elime fırçayı alıp girişmemek için zor tuttum kendimi. Bundan önceki hayatımda boyacıydım sanırım.

İlhan Selçuk'u gözaltına aldılar. Suçsuzdu demeden önce "bu yaşta adam gözaltına alınır mı?" dediler garibime gitti.

Şirketin web sitesi yenileme olayı bir paradoksa dönüştü. Girdap yaptı, içine beni çekiyor.

Pazar Yalova'daydım. Dağ bayır kuş sesini özlemişim. Kirazlar çiçek açmış. Fotoğraf çektim durdum. Sümüklü böcekleri yarıştırdık. Kediyle güreştik. Mangal yaktık. 3-4 kg aldık geldik. İstanbul'da kalma süremle ilgili hedefleri tekrar gözden geçirme gereği duydum.

Sahra çölünden gelen (sahra'da çöl demek ya neyse) kumları soluyoruz iki gündür. Gökten çamur yağıyor ikide bir yağmur niyetine. Araba leş vaziyette, benim alerji azmış, boğazım şiş, gıcık yapıyor.

Sahra'dan gelen toz bulutları Türkiye üstünde yayılır, kıyı şeritlerinde toprağa çöker. Bu tozlardan sebep üreyen bakteriler ölünce ortaya çıkan gazlar bulutların yoğunlaşmasına sebep olur. Bundan sebep sağlam yağmur yağar. Demedi demeyin.

Akşam çıkan lodos fırtınasından sabaha kadar uyayamadım. Sitede balkonlarda ne varsa sabah yerlerdeydi. Bazı yerlerde çatılar uçmuş vs.

-Bitti-

Yazan Zafer Karkaç 0 yorum  

Bonjour PARIS

15 Mart 2008

Hersey aniden Almanya ya bir haftaligina dayimin yanina kacma kararini almamla basladi. Carsamba sabah ucagi ile Stuttgart a gelmemi akabinde cuma sabah kuzenim Zeynep le beraber Paris e gecmem izledi.

Su anda da Zeynep in arkadasi Johannes ve esi Colette bize iceride hindistan cevizli tavuk ve pilav hazirlarlarken ben de ilk defa blogumuzu Zoti nin hep anlattigi gibi kullanabilme firsatini degerlendiriyorum ama daha fazla yazamayacagim cünkü yemek hazirmis.

Detaylari pazartesi yazabilmeyi ümit ediyorum.

Yazan Shemsa 0 yorum  

Yollarda...

13 Mart 2008

 

  Fotoğraf flickr'da tommycinti kişisine ait...

Uzun yolculuklar adamı yorar. Bazen hayatından bezdirir. Nereden çıktı nasıl oldu da ben bu kararı verdim diye kendi kendine kızan insanların suratlarıdır dolmuşlarda otobüslerde gördükleriniz.

İşe gidip gelmeleri uzun yolculuktan saymazsınız başlarda ama bir süre sonra kafanıza dank eder bir şeyler. Günde 2-3 saatin yollarda harcanmasının hayatınızdan ne kadar götürdüğünü hesapladığınızda rakamlar size oyun yapıyormuş gibi gelse de günleriniz yollarda geçiyordur her ay.

Yazan Zafer Karkaç 1 yorum  

Katkı Maddelerinin Hayatımıza Kaktıkları...

05 Mart 2008

   Fotoğraf flickr'da zuhtu kişisine ait...

Annem çocukluğum boyunca pazı yemeğini bana ıspanak diye yedirmiş.
Pazı yemeği yaptığında ısrarla redettiğimden olsa gerek bizim evde adı ıspanak olarak değişmiş.

Ispanak niye severdim diye düşünüyorum. Temel Reis buna sebepti herhalde. Annemden özellikle ıspanak konservesi isterdim ama bu yaşıma geldim konservesini görmedim hala. Bu da iyi bir şey olsa gerek ıspanağı pazardan manavdan taze olarak alabilmek.

Aynı şansım başlarda balık konusunda da yoktu sanırım. Çocukluğumun bir döneminin geçtiği ülke ve kent deniz, göl veya nehir gibi yerle alakasız olunca, balığında hep dondurulmuş ve pane versiyonlarını gördüm hep masada. Türkiye'de hatırlıyorum sadece balığı bir bütün olarak gördüğümü.

Yaşadığımız iklim ve coğrafya zevklerimizi ve alışkanlıklarımızı şekillendiriyor. Aristo mükemmellik tek bir davranış değil alışkanlıklardır gibisinden bir laf etmiş zamanında. Bu durumda iklim ve yaşadığımız coğrafya mükemmellik anlayışımızı da şekillendiriyor diyebiliriz.

Yemek zevkiniz veya yemek kültürü denince, yediklerimizin buzdolabımıza giren yiyeceklerin, çocukken bulamadığımız görmediğimiz yiyeceklerin eve nasıl gelebildiğine baktığınız zaman konu daha da karmaşıklaşıyor denebilir.

Sorun, balıkların benim masama bir bütün olarak denizden çıktığı gibi nasıl geldiği ve bozulmadan uzun süre nasıl saklandığını düşünürken karşımıza çıkıyor.

Balık veya markette raflardaki diğer ürünler. Süt, çikolata ve diğerleri renk, koku ve tat olarak nasıl bu kadar "iyi" olabiliyorlar.

Organik tarım diye yeni moda kavramlar çokca konuşulmaya başlandığını görüyorsunuz herhalde.

Organik tarım için en elverişli arazilerin ülkemizde Suriye sınırındaki mayınlı alanlar olduğuna dair bir yazı okumuştum geçenlerde. Mayınları temizleyip organik tarım için kullanmak için sırada bekleyen İsrailli firmalar varmış.

Organik tarım sınırların kalkması için bir vesile olabilir mi acaba?

Yazan Zafer Karkaç 2 yorum  

Bahardan bir gün ve Bir Defterden -Melih Cevdet Anday

24 Şubat 2008

Hava bahardan bir çalıntı sanki...

Geçen haftasonunu İstanbullular olarak tipi, soğuk, kar ve her nevi hava koşulu sebebiyle evde geçirdiğimizden dolayı olsa gerek, kimsenin evde tıkılıp kalmak bir arzusu olacağını zannetmiyorum.

Bu sözleri kendi kendime tekrarlayıp kendimi dışarı atmanın yollarını arıyorum.

Dün kitapevinin birinde yeni çıkmış yayınlar arasında rastladığım Melih Cevdet Anday'ın Eylül 1976- Şubat 1979 tarihleri arasında tuttuğu günlüğünü okumaktayım sabahtan beri.

Eşi Suna Anday'dan "Bir Defterden" ismiyle yayınlanmasını istemiş. Sevengül Sönmez de yayına hazırlamış. Everest Yayınları tarafından basılarak kitapçılarda yerini almış. 79 sayfa kitapçıda fiyatı 8 ytl, ideefixe'de 5,60.

Yazan Zafer Karkaç 0 yorum  

Nefesimi kesen anlar...

17 Şubat 2008


Nasıl bir başlık yazacağımı bilemediğim yazılardan biri daha dediğim bir yazıya komşudan gelen bir mim dalgasıyla başlamak nasipmiş.

Nefesimi kesen anlar sorulduğunda bu sefer ne diyeceğimi bilemedim.

1) İlk aklıma gelen, kaygan yağmurlu bir yolda, belki gereğinden fazla hızlı giderken, öndeki aracın durmuş olduğunu geç farkedip frene asıldığım anla durana kadar geçen vakit. (Hiç keyifli değil)

2) Yalova'da deprem sırasında 45-50 sn kadar nefes aldığımı hiç hatırlamıyorum.

3) Bir bebeğin yürürken düşmesi, düşerken masayı, sivri kenarlı herhangi bir alet edevatın ıskalaması gibi anlar ...

4) Son zamanlarda ortaya çıkan başka bir şey de, birinin yüksek yerlerde açık pencere önü ve balkon gibi yerlerde dışarıya benden daha yakın olması ve ani hareketlerde bulunduğu anlar...

"İyi" diye nitelendirilebilecek bütün anlarda aldığım her nefesin kıymetini bilmek gerektiğine inandığımdan mıdır bilmiyorum, aklıma gelen tüm iyi, güzel, sevinçli, romantik anlar ile "nefesimi kesen anları" kafamda bağdaştıramadım. O yüzden fazla uzatmayayım. Belki daha sonra...

Yazan Zafer Karkaç 0 yorum  

Mükemmellik davranışlarla değil, alışkanlıklarla tanımlanır...

03 Şubat 2008

Fotoğraf flickr'da Nick Today kişisine ait...

İş, günün büyük bir bölümünü işgal edince, üstüne üstlük bir de cumartesi gününü bu uğurda feda ettikten sonra Pazar'ın tatil olması pek bir anlam ifade edemiyor kendi çapında. Bünye kendini koşturmaya alıştırmış, erken kalkılmalı, hızla bir şeyler yenmeli, çay-kahve ayık kalmak için sıkça tüketilmeliyken, Pazar günü aniden yavaşlamak bünyede çarpıntı, tansiyon ve baş ağrısı yapıveriyor.

Hal böyle olunca, bu Ademoğlu da kendince etkinliklere adamaya çalışır durur kendini Pazar günleri. Çalışmak alışkanlık olmuş artık bana göre.

Takip ettiğim blogların birinde, Zen Habit, ki iyi blog/yazar olduğu kesin benim kendisini tanıtmama gerek yok. Yazılarının birinde gördüğüm cümle, bugün döndü dolaştı aklıma takıldı yine.

Aristo şöyle demiş (veya Aristotales, her neyse işte);

We are what we are repeatedly do.

Excellence then, is not act, but a habit.

Meali şudur ki, ne olduğumuzu, tekrarladığımız davranışlar tanımlar. O zaman, mükemmellik davranış değil bir alışkanlıktır.

Alışkanlıklar önemlidir tabi. İlkokuldan başlayarak hep kötü alışkanlıklardan uzak durmamız söylendi ama iyi alışkanlıkların kitap okumaktan başka ne türleri olduğuna dair verilen örnekler pek aklıma gelmiyor. Okullarımız mükemmel insanlar yetiştirme hevesinden uzak mıydı acaba?

Alışkanlıklarımı irdelemeye başladım bugün bu yüzden, yazının başında "sürekli" çalışmanın bir alışkanlık olmaya başlamasından ötürü şikayetçiydim ama sonradan farketing'de okuduğum şu yazı da farklı düşüncelere sardırdı beni yine...

Bu konuya geri döneceğim gibi gözüküyor tekrar, biraz karışık...

Yazan Zafer Karkaç 3 yorum  

Bir Fener - Balat Gezisi

29 Ocak 2008

Bir Fener - Balat gezisi sonrası;

ibeking ile beraber katıldığımız fotoğraf çalışmalarımızdan geride bir kaç fotoğraf ve üşütülmüş bedenime yer eden soğuktan sebep nezle, grip ve ağrılar kaldı.

 

Yazan Zafer Karkaç 5 yorum